SURİYE’DEKİ KATLİAMIN DERİN ANALİZİ-Ali Yeral
SURİYE’DEKİ KATLİAMIN DERİN ANALİZİ-Ali Yeral
SURİYE’DEKİ KATLİAMIN DERİN ANALİZİ-Ali Yeral
Suriye’de 2011’de başlayan, 8 Aralık 2024’te Esat yönetiminin darbeyle yıkılmasıyla zirve yapan ve hala devam eden insanlığın yüz karası katliamlara karşı, hem dünyadaki hem de ülkemizdeki malum medya, maalesef üç maymunu oynamaya devam ediyor.
ABD, Avrupa ve ülkemizde duvarda sıkışan bir kediyi veya yolda trafik kazasında yaralanmış bir köpeği, haber manşetlerine taşıyan bu malum medya, yıllardır Alevilere yapılan; hakaret, darp, tehdit, korkutma, tehcir, gasp, taciz, tecavüz, kaçırma, tekfir, tehcir ve soykırımı görmezden geliyor. Suriye’deki Alevi akrabalarımızın kadın – erkek, büyük - küçük en ağır küfürlerle tahkir edilmeleri, yerlerde sürüklenip köpek gibi havlatılmaları, eşek gibi anırtılmaları, erkeklerin kör bir bıçakla boğazlanıp kadınlara tecavüz edilmesi, sonra pazarlarda cariye diye satılmaları, enbiya / evliya türbelerinin dinamitlerle havaya uçurulması, yüz binlercesinin Lübnan’a sürülmesi ve bir o kadarının da devlet memurluğundan atılması, en kötüsü de Alevilere katliama yapılması ve hepsinin yeryüzünden silinmekle tehdit edilmesi, maalesef bu satılmış çoğu medya unsurları yanında bir kedi, köpek hatta ağaç kadar bile değer görmüyor.
Biz ise hem öz akrabalarımız hem de dini ile insan kardeşlerimiz olmaları hasebiyle, onların mazlumiyet ile katliama uğramalarını dile getirdiğimizde Emevi kuyrukçuluğu ile melun Yezit hayranlığından, 21. asırda bile kurtulamamış bazı kalıntılar, sanki birilerinin yazıp hepsinin eline tutturmuşçasına; “Vay bunlar Baasçılık, Esatçılık yapıyor, mezhepçilik / Alevicilik oynuyorlar. 13 yıldır Beşşar ve 55 yıldır Baas döneminde neredeydiniz, niye sesiniz çıkmadı, niye basın açıklaması / miting yapmadınız, daire ve bakanlıklara niçin gitmediniz?” şeklinde ciyaklamaya başlıyorlar.
Bak şeker kardeşim, Bilal’e anlatır gibi sana tekrar anlatalım: Biz Aleviler hiçbir zaman Baasçı olmadık, kaldı ki, Baas partisini önce Irak’ta sonra Suriye’de kuranlar daha sonra ayakta tutanlar Aleviler değil, Sünniler ve Kürtlerdir. Suriye’de Başbakan da Meclis Başkanı da Genel Kurmay da Kuvvet Komutanları da Alevi değil, Sünni’ydi. Tüm bakanların da valilerin de ikisi dışında, hepsi Sünni’ydi. Tüm hataları ve eksik yönlerine rağmen, Hafız Esat da Beşşar da Sünnilerle değil, meşru devlete başkaldırmış binlerce masum asker ile sivilleri katletmiş, kendi devletinin bayrağını çiğneyip yakmış teröristlerle savaşmıştır. Yani ülkemizdeki PKK ile FETÖ teröristleri ne kadar masumsa, Suriye’deki İhvancı, Nusracı ve HTŞ’li teröristler de o kadar masumdur. Veya terörle mücadelede Türk Hükümeti ne kadar suçlu ve zalimse, geçmiş Suriye hükümetleri de o kadar suçlu ve zalimdir. Kaldı ki, 82’deki Hama olaylarını da 2011’den 2024’e kadarki terör kalkışmalarını bastıran komutan ile yetkililerin de tamamı Sünni’ydi. İnanmayan arşiv bilgilerine bakabilir.
Esat’ların yönetiminde hiçbir kişinin Sünnilik veya mezhepçilikten dolayı değil kesilip öldürüldüğü; “Sen Sünni’sin!” bile denildiği asla görülmemiştir. Ama hem 2011’de başlayan olaylarda hem de günümüzde binlerce Emevi terörist meydanlarda: “Hıristiyanlar Beyrut’a, Aleviler tabuta! Suriye Sünnilerin, Aleviler defolup gitsin!” diye slogan atıp böğürmüştür. Bu mu sizin fetih, zafer ve demokrasi anlayışınız?! Bir de sormak ayıp olmazsa; 77 yıldır Siyonist İsraillilerin necis ayakları altında inim inim inleyen ilk kıble Mescid-i Aksa’yı fethetmek niye aklınızın köşesinden bile geçmiyor da onlarca yıldır hep Suriye ile yatıp kalkıyorsunuz? Esad’ın Alevi olmasından başka bir sebep var mı? Sizin insafınız kurusun, İslami ve insani anlayışınız da batsın, tamam mı?!
Sonra birileri çıkıp yönetim babadan oğula geçti diye faturayı Alevi akrabalarımıza kesmeye ve kendilerince Alevi katliamını meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Be hey cahil, gafil ve kindar Emeviler! Suriye’de yönetim babadan oğula geçince diktatörlük oluyor da peki Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, B. Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Umman, Fas, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Özbekistan vb. ülkelerdeki yönetim babadan oğula değil de neneden toruna mı geçip demokratik oluyor?! Niye onların hiçbirini gözünüz görmez, gıkınız çıkmaz da sadece Esat’lara salyanız akar, sırf Alevi oldukları için mi?!
Sakın ola ki, bundan Esat’ların şahsiyetini, Baas rejimini veya hatalarını savunduğumuz çıkarılmasın. Burada tek anlatmak istediğimiz; Kerbela’dan günümüze kadar mutahhar Ehl-i Beyt ile Alevilere duyulan Emevi - Mervani kin ile nefret ve 21. asırda tüm dünyanın gözü önünde yapılan katliama kılıf uydurma küstahlığıdır. Yoksa biz daima söylüyoruz: Hz. Âdem’den kıyamete kadar hangi din, mezhep ve ırktan olursa olsun, her kim başkasına bir zerre kadar zulüm ve haksızlık yapmışsa, Mevla’m onu İblisle haşreylesin ve Yezit’in lanetiyle lanetlesin inşaallah!
Şimdi esas konuya gelelim; Suriye’de Aleviler sosyal medya, toplantı, miting ile Cuma minberlerinden niye tek ve asıl hedef olarak gösterilip katliama uğratılıyor? Başta Türkiye ile İslam ülkeleri olmak üzere, niye tüm dünya bu menfur kıyım karşısında üç maymunu oynuyor? Baştan şunu söyleyelim ki; bu Alevi katliamı ne ilk ne de sondur. Bu menfur Emevi ihaneti, Cenab-ı Peygamber (S.A.A)’in mübarek naaşı ortada bırakılıp Sakife’de Gadir velayeti ile Ehl-i Beyt imametine meşum darbeyle başladı ve Kerbela faciasıyla zirve yaptı. Mutahhar Ehl-i Beyt ile Alevilere zulümde rakip tanımayan bu kindar Süfyani – Mervani - Selefi zihniyet Emevi, Abbasi, Osmanlı ve Eyyubi dönemlerinde yüzlerce Alevi katliamı yaptı. Öyle ki, Cumhuriyet döneminde bile Koçgiri, Dersim, Zine Gediği, Elbistan, Kırıkhan, Malatya, Sivas, Maraş, Çorum, Madımak, Gazi ve Ümraniye katliamlarına da imza attı. 2011’de BOP gereğince Suriye’ye dayatılan çok uluslu kirli savaşta, yine farklı bölgelerde yüzlerce Alevi katliamı yapıldı.
Ama 8 Aralıkta Suriye, uluslararası terör örgütü HTŞ’ye teslim edilince, aynı Emevi zihniyeti, İbn-i Teymiye’nin Aleviler aleyhindeki o çirkef fetvası gereğince, tüm Alevileri yeryüzünden silmekle tehdit ediyor. Alevi düşmanı İbn-i Teymiye o melun fetvasında diyor ki: “Aleviler Yahudi, Hıristiyan ve müşriklerden daha kâfirdir, bunlarla evlenmek, kestiklerini yemek, cenazelerini Müslüman mezarlığına gömmek caiz değildir. Sınır hatlarındaki kalelerle bölgelere asker olarak alınmaları büyük günahlardan olup bunu yapmak, koyunları kurtlara teslim etme manasına gelir.” Bir diğer çirkef fetvasında ise: “Aleviler İslam şeriatı hükümlerini uygulamadıkları müddetçe kâfir ve mürtettir (dinden dönmüştür), bu sebeple de öldürülmeleri vaciptir ve malları da ganimet olarak alınır.” (İbn-i Teymiye, El-Fetâva’l – Kübra: 506-513). Bu küstah fetva da bu günlerde Lazkiye ve diğer Alevi bölgelerinde sokaklarda asılmış bulunmaktadır.
İşte Suriye, Türkiye ve tüm dünyada, bağnaz ve kindar Emeviler, Alevilere bu gözle baktıkları için; bizi sevmiyor, bizden nefret ediyor, bize hassas yerlerde görev vermiyorlar. Ellerine fırsat geçtikçe de ayırım, zulüm, tehcir, tekfir ve katliamlara maruz bırakıyorlar. Oysa size göre başkalarının inancı ne kadar yanlışsa, sizin inancınız da onlara göre o kadar yanlıştır. Herkes kendisine göre diğer yanlış inançlara savaş açarsa, tüm dünya kan gölüne dönüşür. Ama kurban olduğum Allah, K. Kerim’de; “Sizin dininiz sizin, benim dinim de benimdir.” buyurmaktadır. Kulların iman ile küfür, sevap ile günahlarının muhasebesi insanlara değil, kabirde Münker ve Nekir meleklerine, kıyamette de hüküm verenlerin en yücesi Allah’a aittir. Alevilere kin duymayı din, kindarlığı da dindarlık zanneden Emevilerin, ilgi ve bilgisine önemle sunulur…
Yorumlar